tüm güzelliklerin sizinle olması dileklerimle..(:

HAYATINA ANLAM KATAN HER OLAY ÖZELDIR,SENI YASAMA BAGLAYAN HERSEY ASLINDA BIR MUCİZEDİR ,ÖNUNE GECEMEDIGIN TEK SEY KADERDIR,BUGUN YASADIGIN HERSEY DUNDEN KALMA SEBEBLERDIR VE ASLINDA HAYAT DEDIGIN YASAYABILDIGIN KADAR GÜZELDIR... (=(=(=

SEVGİ DOLU YÜREKTE GURUR OLMAZ....:))

Ağlayanı güldürmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerlidir.
Bir insanı herhangi biri kırabilir ama bir tek en çok sevdiği acıtabilir.
Yalan söylemek değil gerçeği gizlememektir marifet.
Sana ihtiyacım var gel diyebilmektir güçlü olmak.
Biri sana git dediğinde kalmak istiyorum diyebilmektir sevmek.
Özür dilemek değil"affet ...beni " diye haykırmaktır pişman olmak..
Ve
Gurur kaybedenlerin acizlerin maskesidir.
Sevgi dolu yüreklerin maskesi olmaz......(:

NEDİR AŞK??(:(:

Sebepsiz sevmektir aşk,nedeni olmadan bağlanmak birine.
Gözlerine baktığında erimektir içten içe,...
Ellerini tuttuğunda titremektir tüm benliğinle.
Hatta sarıLamamktır utançtan,
Çünkü utanmaktır sevmek aslında,
Sevmek nedir aslen?
Ölmek mi uğruna?
Yaşamak mı onunla?
Sevmek mi ömür boyunca?
yoksa ayrılmak mı gerekince?
Nedir insanı başkasına bağlayan?
Güzelliğimi?...=))

küçük küçük tavşancıklar...(=

çooookk tattlıı:)

çooookk tattlıı:)
doğum günü hediyeeemmm..=))))

Çok sevmezsen, çok acımazsın.....Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem..=)

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne. "O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin. Demeyeceksin işte.Yaşarsın çünkü. Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki. Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın. Ve zaten genellikle o daha az sever seni,Senin o'nu sevdiğinden... Çok sevmezsen, çok acımazsın. Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem. Çalıştığın binayı, masanı, telefonunu, kartvizitini... Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin. Senin değillermiş gibi davranacaksın. Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın. Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın. Çok eşyan olmayacak mesela evinde. Paldır küldür yürüyebileceksin. İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin. Gökyüzünü sahipleneceksin, Güneşi, ayı, yıldızları... Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak."O benim." diyeceksin. Mutlaka sana ait olmasını istiyorsan bir Şeylerin... Mesela gökkuşağı senin olacak. İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın. Mesela turuncuya ya da pembeye Ya da cennete ait olacaksın. Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın. Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi, Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat. İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...

hayat=)

Şüphesiz ki yaşamı tersten yasamak daha güzel, Hatta mükemmel olurdu. Nasıl mi ? Cami'de uyanıyorsunuz. Bir tahta sandık içersinde, Herkes karsınızda saf durmuş, iyiliğinize dua ediyor ve tüm haklar helal edilmiş vaziyette.tabuttan doğruluyorsunuz, yaşlı, Olgun ve ağırbaşlı olarak. Herkes etrafınızda, büyük bir İtibar, iltifatlar, çocuklar torunlar hepsi Hazır.arabanıza kurulup evinize gidiyorsunuz. Doğar doğmaz devlet size maaş bağlıyor, aylık veya üç ayda bir maaşınızı alıyorsunuz. Ne güzel, hazır maaş, hazır ev.... Altmışlı yaslara kadar hersek garanti, huzur içinde yaşıyorsunuz. Sağlığınız gittikçe düzeliyor, kaslar güçleniyor, kuvvetleniyorsunuz. Bir gün çalışmak istiyorsunuz ve ise ilk başladığınız gün size hoş geldin hediyesi olarak bir plaket ve altın kol saati veriyor patronunuz.. Ve genel müdürlük veya bunun gibi yüksek bir makamdan tecrübeli bir insan olarak ise başlıyorsunuz. Herkes karsınızda el pençe divan...vücudunuzda da bazı hoşa giden hareketler de başlıyor. Gittikçe zayıflıyor forma giriyorsunuz. Diğer hormonal aktiviteler artıyor, fevkalade.....aman ne güzel günler başlıyor... Derken bir gün patron size artık üniversiteye gitsen daha iyi olur diyor. Bu arada babanız ortaya çıkmış, "fazla çalıştın" diyor "artık eve dön, isi bırak, okumaya basla, harçlığın benden olsun..." keyfe bakar misiniz ? Okuduğunuz dersler gittikçe kolaylaşıyor. Ekmek elden, su gölden bir dönem başlıyor. Partiler, diskotekler, kızların sayısı artıyor. Derken Anne ve babanız sizi götürüp getirmeye başlıyor, araba kullanma derdi de yok artık.... Günün birinde sizi okuldan da alıyorlar, "evde otur, keyfine bak, oyuncaklarınla oyna" Diyorlar.. Mamanız ağzınıza veriliyor, zaman zaman altınızı bile Temizliyorlar, hatta bu durum alışkanlık yaratıyor ve hiç tuvalet kullanmamaya başlıyorsunuz. Derken anneniz bir gün size süt verme kararını alıyor ve başka bir keyifli dönem başlıyor. Mama artık her yerde, her an ve en taze şeklinde hazır. Bir gün karanlık ilik ve sıcak bir ortama giriyorsunuz. Beslenmek için ağzınızı açmaya dahi gerek yok, bir kordondan besleniyor, sıcacık, yumuşacık, gürültü ve patırtısız bir ortamda yasıyorsunuz. Küçülüyor, küçülüyor, ufacık bir hücre halini alıyorsunuz. Ve günün birinde müthiş bir Olayla hayatiniz bitiyor... ; )

Sevgi bizim için yok artık..Yok artık bir daha sevmek..:S

Sevmek eskidenmiş güzelim
Sanki yıllar öncesinde kalan aşkımız bir masalmış bir tanem
Düş yerine gerçekmiş yaşanan
Yarınlar bizim için geç artık

Çok geç artık sana dönmek
Hani giderken bana demiştin ya sen
Yolcu yolunda gerek
Sevgi bizim için yok artık

Yok artık bir daha sevmek
Hani giderken bana demiştin ya sen
Yolcu yolunda gerek
Bitti denen yerden başlamak ve gözlerini açmak yeniden
Belki de sevinçle kucaklaşıp
Başlarız kaldığımız yerden
Yarınlar bizim için geç artık

Çok geç artık sana dönmek
Hani giderken bana demiştin ya sen
Yolcu yolunda gerek
Sevgi bizim için yok artık

Yok artık bir daha sevmek
Hani giderken bana demiştin ya sen
Yolcu yolunda gerek...

son defa..=)

Loading...

MATEMATİK FİNALİ..=))

4 tane üniversite öğrencisi, uyanamadıkları için matematikfinaline geç kalırlar ve okula gidince hocaya arabalarının lastiğininpatladığını söylerler… Hoca ilk basta inanmaz ama öğrencilerininyalvarmalarına dayanamayarak, onları 3 gün sonra sınav yapacağını söyler.Sınav günü gelince hoca, 4 öğrencinin hepsini bos bir salonun ayrı ayrıköşelerine oturtur.Sınav geçme sistemi şöyledir: 100 üzerinden 50 puan alan herkessınavı geçebilir… Hocanın hazırladığı sınavda ise ön sayfada 10′arpuanlık 4 tane basit matematik sorusu vardır… Bunları kolayca çözerler.Arka sayfada ise 60 puanlık 1 soru vardır: “Hangi lastikpatladı?

çok mu güsel ne..(=

çok mu güsel ne..(=
gonca-merve-yağmur

çok nefis ..:)kısır..

çok nefis ..:)kısır..

YAĞMURA BULUTA,YILDIZA AYA, KARA TOPRAĞA,DÜŞEN YAPRAĞA SOR..

Loading...

çok kolay ve çookk güsell..:)afiyet olsun..(:


Kısır (6 kişilik) Malzemeler: 2 su bardağı ince bulgur1 demet taze soğan1/2 demet maydanoz1/2 demet dereotu2 tatlı kaşığı kuru nane2 çorba kaşığı domates salçası2 çorba kaşığı biber salça1 tatlı kaşığı tuz1 çay kaşığı karabiber1 çay kaşığı kırmızıbiber1 çay kaşığı pulbiber1/2 çay bardağı zeytinyağı1 limonun suyuSalata yaprakları

HAZIRLANIŞI :Bulguru ayıklayıp, 3 kere yıkayın. Bulguru bir tencereye koyun. Üzerine bulgurun hizasından biraz az olacak şekilde sıcak su koyun. Tencerenin kapağını kapatıp, bulgurun suyu çekmesi için bekletin.Bulgur soğuduktan sonra ince kıyılmış taze soğan, maydanoz, dereotu, nane, domates, biber salçası, tuz, karabiber, kırmızıbiber, pulbiber, zeytinyağı ve limon suyunu ekleyip karıştırın.Kısırı salata yaprakları içinde servis yapın.

Ve o an anlamış; Aşkın bazen gitmek olduğunu, Ama gitmenin yitirmek olmadığını....

ATEŞLE SUYUN HİKAYESİ :(
Ateş bir gün suyu görmüş yüce dağların ardında Sevdalanmiş onun deli dalgalarına. Hırçın hırçın kayalara vuruşuna, Yüreğindeki duruluğa... Demiş ki suya: Gel sevdalım ol, Hayatıma anlam veren mucizem ol... Su dayanamamiş ateşin gözlerindeki sıcaklığa al demiş; Yüreğim sana armağan... Sarılmış ateşle su birbirlerine sıkıca, kopmamacasına... Zamanla su, buhar olmaya, ateş, kül olmaya baslamış. Ya kendisi yok olacakmış, ya aşkı... Baştan alınlarına yazılmıs olan kaderi de yüreğindeki kederi de alıp gitmiş uzak diyarlara su... Ateş kızmış, ateş yakmıs ormanları... Aramiş suyu diyarlar boyu, günler boyu, geceler boyu Bir gün gelmiş, suya varmış yolu Bakmış o duru gözlerine suyun, biraz kırgın, biraz hırçın. Ve o an anlamış; Aşkın bazen gitmek olduğunu, Ama gitmenin yitirmek olmadığını.... Ateş durmuş, susmuş, sönmüş aşkıyla. İşte o zamandan beridir ki: Ateş sudan, su ateşten kaçar olmuş... Ateşin yüreğini sadece su, Suyun yüreğini sadece ateş alır olmuş...
Yayın yok.
Yayın yok.